Yılan Kale ( Şahmeran Kalesi)
Misis ile Ceyhan arasında, ovayı görebilen bir tepe üzerindedir. İç Anadoludan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Payas ve Antakyadan geçen tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır. Halk arasında Şahmeran Kalesi olarak da bilinen kalede Şeyh Meran adlı bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği söylentisi yaygındır.
Adana’nın en eski Türk yapısı olarak bilinen Akça (Ağca) mescit, Ulu Cami Mahallesinde ve Ulu Cami’ye 60 metre mesafede, 2. Sokakla 4. Sokağın kesiştiği köşede bulunmaktadır. Ramazanoğlu Şahabeddin Bey zamanında Türkmen beylerinden biri olan Ağcabey tarafından yaptırılmış olduğu için bu adı almıştır. 1930′lu yıllarda müze deposu olarak kullanılan yapı, 1964′te ve 1998 depreminde ciddi ölçüde hasar gördükten sonra 2004′te Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tamir ettirilmiştir.
Ceyhan-Kozan karayolundan da gözüken Anavarza Kalesine, karayolunun 28. km’sinde yer alan Ayşe Hoca Köyü içinden 4 km doğuya gidilerek geçmiş yıllarda adı Anavarza köyü olan şimdiki adı ile Dilekkaya Köyüne varılarak ulaşılır. Anavarza Kalesi ve üzerinde yer aldığı kaya kütlesi Ceyhan-Kozan yolundan da gözükmektedir.
Adana Arkeoloji Müzesi, Türkiye’nin en eski on müzesinden birisidir. Adana’nın ve bütün Çukurova’nın tarihi eserlerinin sergilendiği Müze, ilk defa 1924 yılında Alyanazade Halil Kamil beyin idaresinde Taşköprü civarındaki Caferpaşa Camii’nin Medresesinde açılmıştır. Bir kaç yıl
Müze binası, Seyhan Caddesi üzerinde 19.yy. da yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, çıkmalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle yapı Bakanlıkça “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescil edilmiş ve koruma altına
İl merkezinde, Kuruköprü mevkiindeki 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak düzenlenmiştir. 1972 yılına kadar bina Arkeolojik ve Etnografya eserlerinin sergilendiği bir müze iken 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Bir rastlantı soncu bulunan mozaiklerin tamamı o sıralarda Misis höyüğünde çalışan Prof. Bossert ile Dr. Ludvving Budde tarafından arkeolojik bir kazı sonucu meydana çıkarılmıştır.




